Devrimden önce, Mısır ekonomisinin neoliberal doğrultuda çok uluslu şirketlerle paylaşılmasına öncülük etmede çatışan çıkarlara sahip belli başlı iki hizip mevcuttu: biri Cemal Mübarek ve mafyası diğeriyse ordu.
Devrim ve Mısır Silahlı Kuvvetler Yüksek Şurası (SCAF) yönetimindeki ara dönem orduyu fiilen rakipsiz bıraktı ta ki (özel sektörde hatırı sayılır bir mevcudiyete sahip olan) Müslüman Kardeşler, aniden neoliberal programı idare edebilecekleri bir konuma yükselene kadar.
Esasında, Cumhurbaşkanı Mursi’nin görevde olduğu süre içerisinde ekonomik anlamda değişen çok az şey oldu ve hükümeti de neoliberal yoldan gitmekteydi. Bu o derece doğruydu ki, yatırım görüşmesi için ziyarete gelen iş adamları ve kongre üyeleri ayrılırken yeni hükümetin “tıpkı Cumhuriyetçiler gibi konuştuğunu” ileri sürdüler. Buna karşın birtakım isteksizlik belirtileri de görülüyordu, örneğin IMF ile anlaşma imzalamada tereddüt edilmesi gibi… Ancak neoliberal ajandanın temel görüşleri kaçınılmaz bir şekilde kabul edilmişti. Bu hiç de şaşırtıcı değil. Hangi hükümet olursa olsun, emperyal programa sadık kalmaya mahkûm olacaktır.
Ordu, özelleştirme programlarının ve liberalleşmenin ekonomideki menfaatini tehlikeye sokacağı ve sahip olduğu konum ve varlıklara İhvan bağlantılı şirketler tarafından el konulacağı korkusuna yeniden kapıldı. İşte bu nedenle bugün #Coup_Inc’imiz var